|

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde bir tavşan varmış. Tavşanın ismi Pamuk'muş. Pamuk bir gün yuvasından dışarı çıkmış. Çok üzgünmüş. Çünkü hiç arkadaşı yokmuş.
Pamuk yolda yürürken karşısına bir zürafa çıkmış. Pamuk ondan tırsarak korkmuş. Çünkü zürafa çok büyükmüş. Zürafa Pamuk'un yanına gelmiş. "Merak etme, korkma. Sana bir zarar vermem" demiş. Pamuk da "tamam korkmuyorum, adın ne senin?" demiş. Zürafa, "benim adım Sırık" demiş.
Zürafa Pamuk'a, "senin kulakların neden o kadar büyük?" diye sormuş. Pamuk da "söyleyeyim" demiş. "Allah benim kulaklarımı çok iyi işitmem için böyle yarattı" diye cevap vermiş.
O gün birlikte oynarken çok güzel vakit geçirmişler. Ama akşam olmuş. Pamuk Sırık'a "gel şu ağacın altında yatıp biraz uyuyalım" demiş. Sırık, "benim yatmama gerek yok, biz zürafalar ayakta da uyuruz" demiş. Pamuk da çok şaşırmış. Ona "neden ayakta uyursunuz?" diye sormuş. Sırık da "çünkü oturunca kalkmamız daha zor olur, ama ayakta çok rahat uyuyabiliriz" diye cevap vermiş.
Ağacın altında biraz uyuyup, sonra evlerine gitmişler. Daha sonra da buluşup buluşup çok güzel günler geçirmişler.
Yazan:Emine Zeynep [7 Yaşında]
|
|
|

Çok heyecanlı, bir o kadar da endişeliydim. İlk kampım olacaktı bu benim. Annemi özleyecek miydim yoksa orada çok mu eğlenecektim bilmiyordum. Kampın bir önceki günü hazırlanmaya başladım bu sefer de orada nasıl giyinmeliyim diye aklıma bir soru takıldı ama yine de zar zor hazırlandım annemin yardımıyla. Akşam oldu, hep kampı düşündüm uyuyamadım.
Sabah olunca aceleyle çıktık. Annemler beni bıraktılar, o anda daha çok endişelenmeye başladım. Sonra ablalarımızı gördüm Nur içinde gülüyorlardı, bize şefkatle yaklaştılar. İlk dersimiz çok güzel ve anlayacağımız şekilde geçti. Ders aralarımızda ilahi söylüyor ya da oyun oynuyorduk, sonra akşam oldu. Tabi ilk gecemiz diye konuşmaktan uyuyamadık. Ertesi gün kahvaltıda nerdeyse sevdiğimiz her şey vardı. Kampa ve arkadaşlarıma çok alıştım. Sürprizler de vardı kampta. Pastalar, tatlılar hep gönderiliyordu bize... İlk kampım süperdi. Takii son gün kampım bitene kadar. Ağladım alışmıştım çünkü, ablalardan ayrılmayı hiç istemiyordum. Oradaki bütün kardeşlerimle iyice sarıldık ve ayrıldık. Eve geldiğimde çok değişik hissettim ama kamptaki yaptığımız şeyleri uygulamaya çalıştım çok güzel ve eğlenceli bir kamptı. Risale-i Nurları tanıma ve Nur Talebesi olma yolunda yeni bir adım attığımı hissettim. İlk kampımdı ve 9 yaşındaydım şimdi 11 yaşandayım ve 7 kampa katıldım elhamdulillah
Yazan: ZEYNEP EBRAR
KIZILCAN
YAŞ:11
|
|

Risale-i Nur gibisi varmı bu dünyada
İnsana huzur mutluluk verir okunduğunda
İnsanların aklına yatacak delillerle
Anlatır gerçeği
Laleyi gülü sevdiğim gibi
En sevdiğim kitaplardan biri
Risale-i nurdur bu asrın engüzel eseri
İnsanlara allah-ı ahireti hatırlatır
Nuruyla aydınlatır her yeri
Senelerce lezzet alarak binlerce kişi tarafından okunmuş bu eseri
Herkes tanımalı bilmeli,okumalı sevmeli
Kim ne zorlukları aşarak yazmış herkes öğrenmeli
Kur'an-ın tefsiri olan bu eseri
Okumalıyız binlerce kez
Okumalı herkes
Yazan:Nurefşan Aytekin
|
|

Benim adım Zeynep. Benim bir ağabeyim var. Ağabeyimin adı Umut. 10 yaşında ve engelli. O, Down Sendromlu. Umut çok düzgün konuşamıyor. Bizim gibi okula gidiyor ama alt sınıfa gidiyor. Umut bizim gibi dersler yapamıyor. Okumayı yeni öğreniyor. Özel eğitimlere gidiyor. Ben Umut'a derslerinde yardım ediyorum.
Geçen sene ikimiz de öğlenciydik. Ama bu sene ben öğlenciyim, Umut sabahçı. Onun için çok oyun oynayamıyoruz. Birbirimizi özlüyoruz. Ben akşam geldiğimde Umut bana kapıyı açıyor. Ve "Zeynep Selam, nasılsın?" diyor. Ödevlerimiz bittikten sonra aşağıya odama inip oyun oynuyoruz. Odamızdan çıktıktan sonra müzik dinliyoruz ya da çizgi film izliyoruz. Ben Umut'u çok sevdiğim için ona güzel davranıyorum.
Başka engelli çocuklara da iyi davranmak gerekir. Çünkü bizim de başımıza gelebilir. Bir film izlemiştim. Orada çok akıllı bir adam kaza geçirmişti. Eskiden olanları hep unutmuştu. Ve yapacağı şeyleri de unutuyordu. Engelli insanlara kötü davrananları uyarmak önemli bir şeydir.
Yazan: Emine Zeynep [7 Yaşında]
|
|
 
Risale Çocuk: Eseriniz Kur'an çalışmalarınız için bir önsöz mü yoksa nihayet mi?
Nurdan Damla:- Kur'an ilahi bir mucize ve biz o mucizenin çevresinde dolanıp duran
aciz beşerleriz. Bu eser yaptığım çalışmalar içinde elbette ki ne ilk ne de son
olacaktır. Sonu gelmeyen bir ilim irfan yolundayız hamdolsun. Sahili olmayan
bir denizin kıyısında hep dolaşacağız inşaallah. Kur'an'ın şifahi kaynaklarından
reçeteler derleyip başta kendi dertlerimize ve sonra da toplumun ve fertlerin
sıkıntılarına yetişme meselesidir.
|
|
Devamını oku...
|
|

Çizen Mustafa Tahsin Alpaydın
|
|
Devamını oku...
|
|
Aramızda Uhuvvet
Nifak Ve Şikak Yerine
Vifak Ve İttifak Gibi Güzel Hasletlere
Hepimizin İhtiyacı Vardır Bence
Bunları Gerçekleştirelim, Verelim Elele
Halıkımız Malikimiz Mabudumuz Bir
Bir Birler, Vahdet Ve Tevhidi
Muhabbet Ve Uhuvveti
Küreleri Birbirine Bağlayacak Zincirleri,
İşte Gerektirir Birliği
Bir Birler, Birliği Gerektirirken
Örümcek Ağı Gibi Ehemmiyetsiz
Fani Dünya Gibi Değersiz
Nifak Ve Şikakı, Kin Ve Adaveti
Kalbin Ölmemiş, Aklın Sönmemiş İse
Anlarsın Elbette...
Yalnızca Adavete Ederiz Adavet
Niza'a Vermeyiz Ehemmiyet
İşte Kardeşlik Budur
Dersanemizde Bolca Bulunur...
Yazan: Zehranur Karagedik
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 - 23 |
bence harika lütfen izleyin
bilmem beni aradılar kargonuz geri g...
ben evden hiç çıkmadım ki hiç ge...
Nazlı hanım hediyeniz geri geldi bi...
hadim abi kaç gün oldu hediyeler ne...
maşallah rabbım daim eder inşallah...
sabırsızlıktan neler olmuş
1.Ezan 2.Cuma Günü Gusül Abdesti A...
iletisim@nurtalebesiyiz.biz adres...